sizin de beliniz ağrıyor mu?

bel

Hani bazen belimizde bir ağrı olur. Şöyle sonbaharın hanımeli kokan zamanlarında. Tarifsiz bir sızıdır bu.ne yukarıda ne aşağıda, ne sağda ne solda, şöyle tam ortalarda… Merhemi bilinmez, ağrı dinmez. Zamanla, sabırla tedavi olacaktır. Sert davranmaya gelmez daha da perçinleşir. Boş bırakmaya gelmez daha da gerginleşir. Bu hastalığın tedavisi ağrı yokken yapılmalıdır aslında. Doğru oturup doğru kalkmalı, kuvvetimizden fazla yük taşımamalıyız. Eğer tedavi olunmazsa bu durum duruş bozukluğuna sebep olacaktır. Gittikçe bükülür belimiz, kesilir kuvvetimiz.

“Benim belim ağrımıyor” diyorsanız içinizden, yanılıyorsunuz. Onun, bunun, şunun değil bizim belimiz bükülüyor. Müslümanların bel kemiği yamuluyor. Ağrı tam merkezde, kendimizde!

Müslümanların üstündeki baskı artarak devam ediyor. Hem de ne baskı… Özgürlük falan hikaye! Eğer özgürlük anlayışınız şallardan görünen kulaklarsa evet, çok hem de çok özgürüz. Ama oyunlar dönüyor etrafımızda. Gül kokulu pis tuzaklar kuruluyor. “Cool” oluyoruz! Ya da “antikapitalist müslüman gençler” çıkıyor karşımıza. “Keşke hiçbir şey olmasaydınız!” demek geçiyor içimden. Anti bilmem ne olacağınıza “Müslüman” olsaydınız sadece.

Yapılan mücadeleler reklam koktukça, hedef Allah rızasından uzaklaştık ne kaldı elimizde? Şeriatten Allah’a sığınan cami cemaatimiz oldukça ne kazandık? Bizim mi oldu Bosna? Kurtardık mı Filistin’i, Suriye’yi? Ne için kasım kasım kasılıyoruz? Bir höt(!) dedik diye yerle bir oldu mu tağutlar?

Ya ılıman Müslüman oluyoruz ya da radikal! Yahu yok mu bunun ortası? Neden illa bir ek arıyorsunuz sıfatınıza? Müslüman olmak neden yetmiyor? Kendi içimizde bölünüyoruz. Hem de bin bir parçaya… Etrafımızda düşman zaten çok. Bir de kendimiz katılıyoruz düşman kervanına.

Müslüman asildir, basit çıkarlar için küçük düşmez. Kıskanç, alaycı tavırlarla konuşmaz. Seviyesini her zaman korur. “Kim ne der?”lere aldanmaz. Onun için tek doğru Allah’ın doğrusudur. Yaptığı işlerde Allah rızasını gözetir.

Müslüman’ın ahlak örneği Kur’an ve Peygamber yoludur. Verdiği kararları akıl süzgecinden değil hidayet süzgecinden geçirir. Önüne konan engellere takılmaz. Düşse bile kaybetmez. Kalkar, kalktığı yerden tekrar koşmaya başlar.

Müslüman vakar sahibidir. Düşman karşısında dik, Allah yolunda büküktür beli. Biz sırayı karıştırdık zamanla. Ondan tüm bu ağrılar. Eğildikçe eğildik zulüm karşısında. Taviz verdikçe verdik. Yetmedi, bir de kendimizi bir şey zanettik.

Belki bu sözleri milyon kere okudunuz ama başka çaremiz yok, reçetemiz hep aynı; Yolumuz Allah yolu, klavuzumuz Kur’an ve Sünnet. Şimdi lütfen reçetenizi uygulamaya başlayıp zaman kaybetmeden belinizi doğrultmaya bakınız. Daha yapacak çok iş var!

*Elif Elif dergisi 2013 kış sayısı

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum yapabilmek için lütfen soruyu cevaplayınız. *