ramazan günlüğü: 3. gün -iyilik yapmaya ne kadar yakınız?

 

Guzel_yol_manzarasgi

Hatırlarsanız dünün tefekkür konusu “yaptığımız işleri hayır kapısına çevirmek için neler yapmalıyız?” idi. Tevafuk bu ya aynı gün çok güzel bir olay geldi başımıza. Uyarayım, okuduktan sonra, bu devirde böyle insanlar kaldı mı diye düşünebilirsiniz. 

Babaannem ve dedem Tuzla’da oturuyorlar. Dün akşam iftardan sonra Başakşehir’e, babamlara gelmek istemişler. Eşyalarını almış, otobüs durağına giderken bir hanımefendi yaklaşıp -gelin, gideceğiniz yere kadar sizi bırakayım, diye teklif ediyor. Dedem de -biz otobüs durağına gidiyoruz, metroya gideceğiz, diyerek teşekkür ediyor. Otobüs durağı da kapılarının iki adım ilerisi. Ama hanımefendi ısrarcı. -O zaman metroya kadar bırakayım, burda otobüs beklemeyin, diye ekliyor. Bizimkiler yine kabul etmek istemiyor. Hem tanımadıkları bir insan hem de kim olursa olsun zahmet vermek istemiyorlar. En sonunda hanımefendi,  -bende o tarafa gidiyorum, gelin sizi de bırakayım deyince kıramıyorlar. 

Dedemlerin gideceği yer Kartal metro. Bir cesaret yola çıkıyorlar. Bir bakıyorlar ki durak geride kaldı. Dedem farklı bir durak ismi veriyor, ama yok. İyilik sever hanım bizimkileri bırakmak istemiyor. -Söyleyin, nereye gidecekseniz ben sizi kapının önüne kadar bırakacağım diyor. O kadar ısrar ediyor ki, babannem ve dedem pes edip teklifini kabul etmek zorunda kalıyorlar. Ve Tuzla’da başlayan bu ibretlik yolculuk Başakşehir de son buluyor. 

Olayın aslı nedir, bu hanım in midir cin midir, niye gecenin bir saati tanımdadığı iki insanı İstanbul’un bir ucundan bir ucuna götürüyor diye soracak olursanız, söyleyeyim; İyilik sever hanımın ailesi, evi, eşi başka bir şehirde. Yeni evli fakat borçları yüzünden eşinden ayrı İstanbul’da çalışıyor. Babannemlerin sitesine de arkadaşlarına iftara gelmiş. Çıkışta da bizimkileri görmüş. Dedemin elinde valiz, Babaannemin elinde de baston görünce aklına kendi annesi ve babası gelmiş. Ama böyle yabancıları arabasına aldığı ilk değilmiş. -Kimse kimseye güvenmiyor ama ben insanlara yardımcı olmayı çok seviyorum, elimden geldiğince birşeyler yapmaya çalışıyorum, demiş.

 

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Sizden herkese Rabbi, aralarında bir tercüman olmaksızın, doğrudan doğruya hitab edecektir. Kişi o zaman (ateşe karşı bir kurtuluş yolu bulmak üzere sağına bakar, hayatta iken gönderdiği (hayır) amellerden başka birşey göremez. Soluna bakar, orada da hayatta iken işlediği (kötü) amellerden başka birşey göremez. Ön cihetine bakar, Karşısında (kendini beklemekte olan) ateşi görür, (Ey bu dehşetli güne inanan mü’minler!) yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyun. Bunu da bulamazsanız güzel bir sözle koruyun”

Kaynak: Buhari, Rikak 49, 51, Tevhid 36, 24, Zekat 9, Menakıb 25, Edeb 34; Müslim, Zekat 67, (1016); Tirmizi

Bu olayı duyduğumda çok şaşırdım. Biz bile tanımadığımız insanları arabaya almaya korkuyoruz. Ya birşey olursa gözüyle bakıyoruz. Ama aynı şey kendi başımıza gelince nasıl mutlu oluyoruz. Az buz değil 80 kilometre Tuzla’yla Başakşehir’in arası. Babaannemler çok ısrar etmesine rağmen yukarı bile çıkmamış, geldiği gibi geri dönmüş kahramanımız. 

Şimdi dürüstçe soralım kendimize. hangimiz yapardık? İtiraf ediyorum, ben yapamazdım. Bu hanım arabayla iki tontonu gidecekleri yere bıraktı, fakat ömür boyu babaannemin ona dua edeceğinden habersiz. Kim bilir biz hangi duaları kaçırıyoruz?

Üçüncü günün programı

  • Günün meali; Nur Suresi/30-31. ayet
  • Günün hadisi; “Şüphesiz Kureyş kadınlarının birtakım üstünlükleri vardır. Ancak ben, Allah’a yemin olsun ki, Allah’ın kitabını daha çok tasdik eden ve bu kitaba daha kuvvetle inanan Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nitekim Nûr sûresinde “Kadınlar başörtülerini yakalarının üstüne taksınlar…” ayeti inince, onların erkekleri bu ayetleri okuyarak eve döndüler. Bu erkekler eşlerine, kız, kız kardeş ve hısımlarına bunları okudular. Bu kadınlardan her biri etek kumaşlarından, Allah’ın kitabını tasdik ve ona iman ederek başörtüsü hazırladılar. Ertesi sabah, Hz. Peygamberin arkasında başörtüleriyle sabah namazına durdular. Sanki onların başları üstünde kargalar vardı.” (Buharî, Tefsîru Sûre, 29/12; İbn Kesîr, Muhtasar, M. Alî, es-Sâbûnî, 7. Baskı, Beyrut 1402/1981, II/600). 
  • Günün zikri; Lâ ilâhe illallâhu’l Melikül Hakkul Mübin Hazreti Ali radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre, Rasulullah aleyhissalatü vesselam Efendimiz Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Her kim günde yüz kere ‘Lâ ilâhe illallâhu’l Melikül Hakkul Mübin’ derse, bu zikir kendisi için fakirlikten kurtuluş, kabir yalnızlığında yoldaş olur. Bununla zenginliği celbeder ve cennetin kapısını çalar.”
    Kaynak: Şirazi; Hatib; Deylemi.
  • Günün videosu;  Ramazan, şeytanların kaçışı
  • Günün duası;Bir gün Hz. Kabise, Resûl-i Ekrem’e: Yâ Resûlallah, yaşım ilerledi, birçok şeylerden kaldım, yapamaz âciz bir hâle düştüm, bana bir şeyler öğret ki, onlardan istifâde edeyim.Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz: Dünyalığın için, akşam namazını müteakip 3 kere: “Sübhânallahi ve bihamdihi sübhânallahilazîm, lâ havle velâ kuvvete illâ bi’llâhi’l-âliyyi’l-azîm” de ve buna devâm et. Çünkü buna devam eden birçok hastalıktan, elem ve kederden emin olur. Âhiretin için de şu duâyı oku:“Allahümmehdinî min indike ve efıd aleyye min fadlıke venşur aleyye min rahmetike ve enzil aleyye min bereketike!” Allahım, bana kendi katından hidâyet ihsân eyle, kendi fazl u kereminden bana ihsân eyle, rahmetini bana akıt ve bereketlerinden bana inzâl eyle.”Sonra Resûl-i Ekrem devâmla şöyle buyurmuştur: “Bu duâya kim devâm ederse, Kıyâmet gününde kendisine Cennetin dört kapısı açılır, istediği kapıdan içeri girer.” 
  • Günün ezberi; 7- El-Mü’min: “Güven veren, emin kılan, koruyan.”                                              8- El-Müheymin: “Her şeyi görüp gözeten.”
    9- El-Azîz: “İzzet sahibi, her şeye galip olan.”Günün tefekkürü;
  • Haftanın kitabı; Nureddin Yıldız/ Ramazan Risalesi

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum yapabilmek için lütfen soruyu cevaplayınız. *