bir istanbul lalesi

 

lale2

Kapa gözlerini ve dinle sakî, bir İstanbul lalesinin çığlıklarını duyuyor musun? İstanbul’a çıkmayan bir lale yolu, laleye çıkmayan bir İstanbul kadar kayıptır, yitiktir. Rüzgarları toplayan hüzünler aşklar yoksa İstanbul bahçelerinde ve bir kabir başında ışıklar yas tutar gibi laleler ağlar seher vakitlerinde.

İstanbul’un en süslü, en renkli, en güzel günlerindeyiz belki de. Yollar lalerle bezenmiş, parklar bahçeler tıpkı gökkuşağı gibi renklenmiş. Maşallah, Subhanallah!

Lale…

Tarihe ışık tutan kıymetli çiçek!

Tasavvufta Allah’ı temsil eder. Tekdir! Her dalından yalnızca bir çiçek çıkar. Yaprakları Rabbe duaya durmuş dervişler gibidir. En çok dağları, yamaçları yani yalnızlığı sever lale.

Bu çiçeğin güzelliğini gören tacirler ipekyolu aracılığıyla kıymetli bir mücevher gibi Anadolu’ya götürürler. Bizanslılar lalenin varlığından habersizken, Selçuklular bahçelerini lale ile süslemeye başlar. Anadolu’da kendini bulur lale. Bu toprağı sever. İstanbul’un fethiyle beraber İstanbullu olur. Artık o, bir istanbul lalesidir. Bir devre adını verir.

Kanuni zamanında lale ilgisi zirveye ulaşır. Veziler, sadrazamlar dahi lale ilmiyle ilgilenmeye başlar. Nadir bulunan lale soğanlarını almak için servet ödemekten çekinmezler. İnsanlar yeni türler ortaya çıkarmak için bahçelerinde gizli deneyler yapmaya başlarlar. Değerli lale soğanları çalınıp başka ülkelere satılır. Kadınlar saçlarını, kıyafetlerini lale ile süslemeye başlar.

lale4

Lale ismi türkçeye farsça ‘lal’ kelimesinden geçmiştir. ‘Lal’ kırmızı taş demektir. Lale ise kırmızı çicek. Lale Avrupa’da tulip olarak adlandırılır. Tulip isminin Avrupa’ya nasıl gittiğine dair en yaygın görüş ise Kanuni dönemine uzanıyor. O dönemde İstanbul’da bulunan Avusturya elçisi Busbecq Türklerin laleye tulipan dediğini söyler. Tuliban kelimesinin da türban ya da sarığın üstüne bağlanan tülbentten geldiği düşünülüyor. Zaten laleye dikkatle baktığınızda bu benzerliği siz de farkedersiniz.

Bu yıl Istanbul’daki lale festivalinin 10. yılı. 2006 yılından beri İstanbul Büyükşehir Belediyesi şehrin dört bir yanını eşsiz güzellikteki lalelerle süslüyor. Çeşit çeşit lalelere bakarken kayboluyor insan. Eğer dünya böyle güzelse cennet nasıldır diyor. 

Özellikle Emirgan, deryayla toprağı buluşturmuşlar, her yere rengarenk laleler serpiştirmişler. Haftasonu çok kalabalık olan park, haftaiçi akşam üstü öyle huzurlu, öyle sakin oluyor ki anlatamam. İnsanın korudan ayrılıp eve dönesi gelmiyor. Son laleler de boyunlarını bükmeden gidin, mutlaka görün. Yılın sadece bir ayında açan bu güzellikten mahrum kalmayın.

lale

Lale ile acı gerçekler mutlu düşlere, paslı demirler parlak gümüşlere, yavuz bakışlar tatlı gülüşlere döner birden; lale ile uğruna can verecek bir sevgili yaşar içimde. lale bağıma taç ve ben ona muhtaç. 

Bazı kitaplar bazı mevsimlere daha çok yakışır. Mesela kar yağarken içinde kar olan bir kitap daha anlamlıdır. İnsanın hayal gücünü kuvvetlendirir. İşte lale mevsiminin de bir kitabı var; Katre-i Matem. İskender Pala’dan okuduğum ilk roman. Siyah lalenin gizemi, sırlı bir cinayet, dönemin tahlilleri ve lale devrini anlatan muhteşem bir roman. Bu da nacizane tavsiyem olsun. Lalelerin gözümüzü şenlendirdiği bu günlerde Katre-i Matem de gönlümüzü şenlendirsin. Selametle…

*fotoğraflara hiç bir işlem yapmadım ki bu güzelliği saf şekliyle görün!

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum yapabilmek için lütfen soruyu cevaplayınız. *