Üç günde kapadokya: birinci gün

k5

Uzun zamandır gitmeyi düşündüğümüz bir rotaydı Kapadokya. Son zamanlarda o kadar tanıdığım gitti ki ben de gitmiş kadar olmuştum aslında 🙂 Yine de gidip görmenin yeri ayrı. Sonbahar’ın en güzel döneminde  nasib oldu bize de.

Uçakla Nevşehir’e gittik ve havaalanında araba kiraladık. Çok da iyi oldu. Araba kiraladığımız firma turistik bölgelerin işaretlendiği bir harita verdi bize. Sabahın erken saatlerinde vardığımız için, Nevşehir’e iki buçuk saatlik mesafedeki Tuz gölünü görelim dedik. Kısa bir yol ararken ismini cismini bilmediğim bir köye rastladık. Her yer taş, her yer terkedilmiş gibi. Buralarda yaşayan insanları düşündüm, ne yaparlar ne ederler. Biz şehir hayatına o kadar alışmışız ki, böyle ıssız yerlerde yaşanmaz gibi geliyor. İnsanın canı sıkılmaz mı ki 🙂

k1

Uzun bir yolculuğun ardından Tuz Gölü‘ne vardık. Bembeyaz uçsuz bucaksız bir göl. Ama etrafı oldukça bakımsız. Ve mevsimden dolayı göl tamamen donmuştu. Bende biraz hayal kırıklığı oldu açıkçası. O beklediğim görüntüyü alamadım. Kapadokya üzerinden gitmenizi sizlere pek tavsiye etmiyorum. O kadar yol gidip orda en fazla 10 dakika vakit geçiriyorsunuz. Ve dönüş de bir o kadar uzun sürüyor. Neredeyse Ankara sınırına varıyorsunuz. Siz tuz gölünü başka zaman görün bence 🙂

k3

Ufak bir hayal kırıklığının ardından meşhur Ihlara Vadisi’ne doğru yola çıkıyoruz. Ihlara Vadisi Selimiye Katedrali‘yle başlıyor. Selime Katedrali tarihi bir anıt. Kayalar oyulmuş ve kilise, şaraphane, tahıl ambarı gibi bir yaşam alanı oluşturulmuş. Zaten Kapadokya hristiyan tarihinde çok önem arzediyor. Her yer kilise, katedral vs.

Kapadokya’da heryer müze. Buraya mutlaka müze kartıyla gelin, yoksa müze girişlerinde çıkartabiliyorsunuz. Çokça kullanacağınıza emin olabilirsiniz.

k6

Ihlara Vadisi 14 kilometre boyunca uzanan, lavların zamanla aşındırdığı doğal bir kanyon. Ortasından melendiz çayı geçiyor. Içinde sayısız barınak, klise ve katedral bulunuyor. Keşişler burayı inzivaya çekilmek için kullanıyorlarmış. Tam anlamıyla kafa dinleme yeri.

k7

Selime’den sonra ise Belisırma geliyor. Biz maalesef Belisırma’yı göremedik. Ihlara’dan vadiye indik. Tam 350 basamak inerek vadiye ulaşıyorsunuz. İnmesi iyi de çıkması için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Göreceğiniz güzellik için değer ama bu eziyet. Kapadokya’nın belki de en yeşil yeri burası. Köprüler, ağaçlar, akan sular… içimiz açıldı. Ihlara’ya en az yarım gün ayırmak lazım bence. Biz Tuz Gölü’nde kaybettiğimiz zaman yüzünden tam hakkını veremedik.

k8

Hava yavaş yavaş kararmaya başladığı için Ihlara’dan sonra otele doğru yola çıktık. Yol üzerinde bir krater gölü olan Nar gölünü de gördük. Yolda gün batımı o kadar güzeldi ki durup durup fotoğraf çektik.

k9

Otelimiz Mustafapaşa bölgesinde taş otantik bir oteldi. Zaten Kapadokya’da otellerin çoğu böyle. Her bütçeye uygun altarnatifler mevcut. Ürgüp yerli halkın olduğu, Göreme ise daha turistik bir bölge. Akşamları çıkıp biraz yürüyeyim, gezeyim derseniz Göreme’de bir otel tercih etmelisiniz.

k10

Kapadokya turistik bir bölge olduğu için restaurantların çoğu ne yazık ki alkollü. Böyle bir hassasiyetiniz varsa seçenekler sınırlı. Biz ilk gün Hanımeli ev yemeklerine gittik. Yemekleri güzeldi ama öyle çok bir beklentiniz olmasın. Karnımızı doyurduk elhamdulillah.

Bu sırada bazı balon firmalarıyla görüştük. En az bir gün önceden anlaşmak gerekiyor. Balon fiyatları gerçekten biraz ütopik. Kime sorsak kişi başı 170 euro gibi bir rakam söyledi. Euro, euro! Biraz da internetten araştırma yaptık ve kampanyalı bir firmayla anlaştık. Balon fırsatları diye araştırırsanız güncel kampanyalar bulup daha insani rakamlara balona binebilirsiniz. Çok uygun oldu diyemem ama hayatınızda belki de bir kez yaşayabileceğiniz bir deneyim için gözden çıkarılabilir bence. 

Ve ilk günümüz böyle bitti.

13 Kasım 2016

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum yapabilmek için lütfen soruyu cevaplayınız. *